Top
+90 (212) 465 79 50
İhalenin Feshi Davalarında Hukuki Yarar

İhalenin Feshi Davalarında Hukuki Yarar

20 Temmuz 2022

İhalenin feshi davası açabilecek kişiler İcra İflas Kanunu mad.134/2’de belirtilmiş olup bu kişilerin ihalenin feshi davası açabilmeleri hukuki yararlarının bulunması şartına bağlanmıştır. İcra İflas Kanunu mad.134/8 hükmünde “İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vakı yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur.” denilmekte olup ihalenin feshini talep eden kişinin, menfaatlerinin zedelendiğini, zarara uğradığını, başka bir deyişle ihalenin feshini talep etmekte hukuki yararının bulunduğunu ispat etmesi gerekmektedir.


İHALENİN FESHİNİ İSTEYEBİLECEK İLGİLİLER
Taşınmazlarda; alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler.
Taşınırlarda; satış isteyen alacaklı, borçlu ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler.


HUKUKİ YARAR KAVRAMI
İhalenin feshi davalarında, hukuki yarar bulunması dava şartı olup dava şartlarının mevcut olup olmadığı davanın her aşamasında re’sen araştırılır. Hakim tarafından şikayetçinin ihalenin feshini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı tespit edilir ise dava usulden reddedilir. Davanın esasına girilmeden usulden reddi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilmez. “…İİK'nın 134/2. maddesinin son cümlesinde; işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde, şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörülmektedir. Yasanın para cezasına ilişkin bu hükmü emredici nitelikte olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan re’sen uygulanmalıdır..” (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 11.02.2021 tarih, 2021/349 E., 2021/1412 K. sayılı kararı)


Hukuki yarar kavramının her somut olay özelinde incelenmesi gerekmektedir. Bir taşınmazın, takdir edilen muhammen bedeline ya da üzerine satılması halinde zarar unsurunun gerçekleşmediği, bu sebeple şikayetçinin ihalenin feshini istemekte hukuk yararının bulunmadığı Yargıtay kararları ile sabittir.


“…ihalenin feshini şikâyet yolu ile talep eden ilgili, vaki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur. Borçlu vekiline yapılan satış ilanı tebliğ işlemi usulsüz ise de, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre satış bedelinin muhammen bedelin üzerinde olması halinde zarar unsuru oluşmaz. Taşınmaza dair ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü, feshi isteminin reddi gerekir...” (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 18.04.2013 tarih, 2013/7693 E., 2013/14984 K. sayılı kararı)


“…Somut olayda, 1.600.000,00 TL muhammen bedelli taşınmazın 1.600.000,00 TL’ye satıldığı ve dolayısıyla satış bedelinin taşınmazın muhammen bedeline eşit olduğu, şikayetçi borçlunun kıymet takdirine yönelik olarak usulünce yapılmış bir şikayetinin ya da değerinin düşük tespit edildiğine dair bir iddiasının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre; satış bedelinin, muhammen bedelin yüzde yüzüne eşit veya üzerinde olması halinde zarar unsuru oluşmayacağından, ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Bu durumda şikayetçinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı yoktur…” (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 24.12.2019 tarih, 2019/12882 E., 2019/18380 K. sayılı kararı)


Her ne kadar Yargıtay kararlarında taşınmazın muhammen bedelinin üzerinde satılması halinde zarar unsurunun oluşmaması nedeniyle hukuki yarar bulunmadığına karar verildiği görülmekte ise de muhammen bedelin üzerinde yapılan her satış için açılan ihalenin feshi davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerekeceğini söylemek mümkün değildir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, ihalenin, kamu düzenine ve kanunun emredici hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığıdır. İhalenin, kanunun emredici hükümlerine ve kamu düzenine aykırı olarak yapıldığı durumlarda, şikayetçi ihalenin feshini istemekte kişisel yararı olduğunu ispat edemese dahi, ihalenin feshi gerekmektedir. Zira bu hallerde ihalenin feshinde kamunun da yararı bulunmaktadır. (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 20.10.2021 tarih, 2021/9477 E., 2021/9278 K. sayılı kararı)


Örneğin rehin/ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte; icra/ödeme emri tebliğinden itibaren, İİK.mad.150/e uyarınca araçlar için 6 ay, taşınmazlar için 1 yıl içerisinde satış talep edilerek dosyaya satış avansı yatırılmamış ise takip düşer. Düşen takipten satış yapılamayacağına göre zarar unsuru gerçekleşmiştir ve satış muhammen bedelin üzerinde bir bedele yapılmış olsa dahi şikayetçinin ihalenin feshini talep etmekte hukuki yararı vardır.


“ … Borçlu icra mahkemesine başvurusunda, sair şikayet nedenleri yanında ipotekli taşınmazın bir yıllık süre içinde satışının istenmediği nedeniyle ihalenin feshini istemiş ve istinaf dilekçesinde de şikayet dilekçesindeki nedenlere atıf yapmış olduğundan, anılan iddia bu haliyle İİK’nın 150/e maddesine dayalı olup, süresinde satış istenmemesi halinde icra takibi düşeceğinden, bu tarihten sonra yapılan işlemler yok hükmünde olup, bu tarihten sonra yapılan ihalenin de sırf bu nedenle feshi gerekir. Satış isteme sürelerinin geçmesine rağmen, icra müdürünün satış talebini kabul etmesi, İİK’nun emredici nitelikteki anılan maddelerine aykırı bir durum yaratır. Taşınmazın tahmini değerinden fazla bir bedelle satılmış olması, mutlaka ve tek başına zarar unsurunun gerçekleşmediği anlamına gelmez. Bir başka deyişle, böyle bir durumda, taşınmaz, tahmini bedelin üstünde dahi satılsa, borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararının olduğunun kabulü gerekir.” (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 21.10.2021 tarih, 2021/9886 E., 2021/9351 K. sayılı kararı)


Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da; kıymet takdirine süresinde ve usulüne uygun itiraz mevcut olup olmadığıdır. Borçluya gönderilen kıymet takdir raporu içerir tebligatlar usulsüz tebliğ edilmiş ve takip dosyasında borçlunun kıymet takdirine muttali olduğuna dair herhangi bir işlem bulunmuyor ise ve açılan ihalenin feshi davasında kıymet takdir tebliğlerinin usulsüzlüğü iddia edilerek kıymet takdirine de itiraz edilmiş ise öncelikle taşınmazın kıymet takdirinin yapılarak, tespit edilecek değer ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde ise borçlunun zararı sözkonusu olduğundan ihalenin feshine, muhammen bedelin altında ise zarar unsuru oluşmayacağından ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmektedir. 


“…Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre; satış bedelinin, muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Her ne kadar somut olayda, feshi istenilen ihaleye konu olan taşınmazın, muhammen bedelinin üzerinde satıldığı, dolayısıyla satış bedelinin, taşınmazın muhammen bedelinin üzerinde olduğu anlaşılmış olsa da, satış ilanı ve kıymet takdiri tebliğlerinin usulsüz olduğu görülmüş, borçlunun kıymet takdiri tebliğinin usulsüz olduğu iddiası kıymet takdirine itiraz olarak kabul edilmiştir. O halde, Bölge Adliye Mahkemesinde, borçlu- ipotek veren ….. yönünden, fesih nedeni olarak ileri sürdüğü kıymet takdiri tebliğinin usulsüz olduğu iddiası kıymet takdirinde belirlenen değere itiraz olarak kabul edilmesi gerektiğinden, kıymet takdirine ilişkin itirazı konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu marifeti ile keşif yapılarak taşınmazın tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine karar verilmesi, muhammen bedelin altında olması halinde ise zarar unsuru oluşmayacağından ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince ihalesi yapılan taşınmazın satış bedelinin, muhammen bedelin üzerinde olduğu gözardı edilerek satış ilanı tebliği usulsüz olduğu gerekçesi ile borçlu …. yönünden ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir…” (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 24.12.2019 tarih, 2019/13483 E., 2019/18419 K. sayılı kararı)


İhaleye fesat karıştığı iddiasının bulunduğu hallerde de taşınmaz satışının muhammen bedelin üzerinde yapıldığı gerekçesiyle zarar unsurunun gerçekleşmediğine karar verilmemesi gerekir. Fesat karıştığı yönündeki iddiaların incelenerek somut olay özelinde değerlendirilmesi gerekmektedir. İİK. 134/2. maddesi göndermesi ile uygulanması gereken TBK 281. maddesi uyarınca; kanuna veya ahlaka aykırı şekilde ihaleye fesat karıştırılmış olması, ihalenin feshi sebebidir.


SONUÇ
İhalenin feshi davalarında şikayetçinin davayı açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı olup şikayetçi tarafından menfaatlerinin zedelendiğinin, zarara uğradığının ispatı gerekmektedir. Aksi halde davanın usulden reddine karar verilecektir. Hukuki yarar bulunup bulunmadığının her somut olay özelinde incelenmesi gerekmektedir.


Sinem ÇİFTCİ

 

 

 

KAYNAKÇA
1.    Prof.Dr.Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2.Baskı, Adalet Yayınevi, ANKARA, 2013
2.    Yargıtay 12.Hukuk Dairesi, E.2021/349, K.2021/1412, T.11.02.2021
3.    Yargıtay 12.Hukuk Dairesi, E.2013/7693, K.2013/14984, T.18.04.2013
4.    Yargıtay 12.Hukuk Dairesi, E.2019/12882, K.2019/18380, T.24.12.2019
5.    Yargıtay 12.Hukuk Dairesi, E.2021/9477, K.2021/9278, T.20.10.2021
6.    Yargıtay 12.Hukuk Dairesi E.2019/13483, K.2019/18419, T.24.12.2019
7.    Yargıtay 12.Hukuk Dairesi E.2021/9886, K.2021/9351, T.21.10.2021


 

Danışma Hattı : +90 (212) 465 79 50