Top
+90 (212) 465 79 50
Hekimlerin Kasten Öldürme ve Yaralama Suçları Bakımından Cezai Sorumluluğu

Hekimlerin Kasten Öldürme ve Yaralama Suçları Bakımından Cezai Sorumluluğu

23 Kasım 2022

Hekimlerin mesleklerinin uygulanmasından doğan cezai sorumluluğu, hekimlik uygulamaları sırasında oluşabilecek kusur sonucunda Türk Ceza Kanunu’nda var olan bir suçun oluşması ve hekimin bu nedenle cezalandırılması olarak tanımlanmaktadır.

Genel manada ceza hukukunda bir suçtan bahsedebilmek için suçun kanundaki tipe uygun, hukuka aykırı ve kasten ya da taksirle işlenen bir fiil olması gerekir. Failin nulla poena sine culpa yani kusur sorumluğu ilkesi gereği eyleminde kusurlu olması gerekmektedir. Hekimlerin cezai sorumluluğu bakımından da aynı ilke ve esaslar geçerlidir. Hekimin bir hastaya uyguladığı tıbbi müdahale hastanın vücut bütünlüğü ve yaşam hakkı ile doğrudan bağlantılı olduğundan işbu tıbbi müdahale sonucundan da sorumlu olacaktır. Tıbbi müdahale tedavi amacıyla, hastanın rızası alınarak, tıp biliminin verilerine uygun olarak yapılan her türlü müdahaledir. Ancak bu müdahale sonucunda hastanın ölümü veya yaralanması şeklinde sonuçlar da gerçekleşebilmektedir. [1]

Bu yazımızda hekimlerin uyguladıkları tıbbi müdahale sonucunda gerçekleşen ölüm ve yaralama olaylarının kasten işlenmesi konusu incelenmektedir.

Hekimlerin Kasten Öldürme ve Yaralama Suçları

1. Tanımı

Hastayı tedavi etmekle yükümlü bulunan hekimin bu sırada ve herhangi bir saik veya amaçla hasta veya başka birisini öldürmesi ya da yaralaması durumunda Türk Ceza Kanunu’nun 81 ve devamı maddeleri uygulanmaktadır.  Hekimlerin kasten öldürme ve yaralama suçlarında korunan hukuksal yarar hastanın yaşam ve vücut bütünlüğüdür. Devlet, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa gereği kişilerin yaşam hakkını ve dolayısıyla vücut bütünlüğünü korumakla yükümlüdür.  Bu kapsamda yaşam hakkını ve vücut bütünlüğünü ihlale yönelik her türlü fiilin cezalandırılması da devletin sorumluluğu kapsamındadır.[2]

2. Suçun Unsurları

Fail; tıp fakültesi diploması olan hekimlerdir. Stajyer hekimler henüz diploma sahibi olmadıklarından sorumlulukları da yardımcı kişi sorumluluğu kapsamında değerlendirilmektedir. Hekimin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması aranmamaktadır. [3]

Mağdur; tedavi uygulanan herhangi bir kimsedir. Cenin sağ doğmadıkça mağdur sıfatını kazanamamaktadır. Ek olarak beyin ölümü durumu ele alınmalıdır. Beyin ölümü gerçekleşmiş bir hastaya karşı işlenen kasten öldürme ve yaralama suçunda maktul mağdur olamamaktadır. [4]

Manevi Unsur; eylemin kasten işlenmiş olmasıdır. Hekimin tedavi amacı dışında bulunduğu her eylemi suç işleme kastıyla hareket ettiğini gösterebilmektedir.

Failin neticeyi bilerek ve isteyerek hareket etmesi sonucu ortaya çıkan kusurluluk çeşidi kasttır. Hekimin kasttan dolayı sorumlu olması ancak tedavi amacı dışında hareket ettiği zaman söz konusu olabilir. Köksal Bayraktar’a göre hekim tedavi amacının dolayısıyla hakkının sınırları dışına çıkarak hareket ettiği için “kasten işlediği suçlarda diğer kimselerden farklı bir durumda bulunmamaktadır” [5]

Fiil; ölüm ya da yaralama sonucunu doğuracak herhangi bir şekilde işlenmesi mümkündür.

Netice; tedavi sonucunda hastanın ölüm ya da yaralanması sonucudur.

Uygun İlliyet Bağı; hekimin eylemi ile hastanın durumu arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekmektedir.

Hekim kasten yaralama eylemi ile hareket ettiği, fakat hastanın öldüğü durumlarda hareket ile netice arasında illiyet bağı kurulabiliyorsa bu durumda hekim netice sebebiyle ağırlaşmış yaralamadan sorumlu tutulur.[6]

Kasten öldürme ve yaralama suçlarına; hekimin bir ilaca alerjisi olduğunu bilmesine rağmen hastaya bilerek ve isteyerek bu ilacı uygulaması sonucu hastanın ölmesi, askere gitmekten kurtulmak isteyen bir hastanın bacağını kesmesi, tıp etiğine ve hukuka aykırı tıbbi müdahale durumlarına örnek gösterilebilir.

Ülkemizde ötenazi her ne kadar Hasta Hakları Yönetmeliği’nde yasak olarak düzenlenmese de, cezai manada yasal bir korumaya da sahip değildir. Bu sebeple hekimin herhangi bir nedenle tedavisi mümkün olmayan ve uzun soluklu bir hastalığa yakalanan hastanın rızası olsun ya da olmasın yaşamına son vermesi kasten öldürme suçu kapsamında değerlendirilmektedir.

Suçun İhmali Davranışla İşlenmesi

İhmal, kişiye belirli bir icrai davranışta bulunma yükümlülüğünün yüklendiği hallerde, bu yükümlülüğe uygun davranılmamasıdır.

1. Kasten Öldürme Suçunun İhmali Davranışla İşlenmesi

Hekimin ihmali davranışı sonucunda gerçekleşen durumdan sorumlu tutulabilmesi için hekimin hukuki bir sorumluluk altında bulunması gerekmektedir. Bu suç kasten veya taksirle işlenebilmektedir.

Her olaya özgü değerlendirme ile oluş, mevcut delil durumu ve sonuca göre hekimin saiki tayin edilerek eylem nitelendirilecektir. İhmali davranışla işlenen kasten öldürme suçuna; yaralının ilk müdahale için getirildiği hastanedeki doktorun yaralıyı görmeden başka bir hastaneye göndermesi, yaralının bir süre müdahale yapılmadan bekletilmesi, daha sonra götürüldüğü hastanede müdahaleye karşın hayatını kaybetmesi durumları da örnek olarak gösterilebilir.

Tedavi amacıyla hareket edilmeyen durumlar, iyileşmesi olanaksız bulaşıcı hastalığa yakalanan hastaya gerekli tedavinin uygulanmaması sonucu başka kimselerin de aynı bulaşıcı hastalığa yakalanabileceğinin dikkate alınması, sonuçta bu kimselerin de bulaşıcı hastalığa yakalanarak ölmeleri, daha az masraflı olduğu için riskli ve başarı şansı az olan bir yöntem denenmesi, uçağa yetişmek için ameliyatın yarıda bırakılması, hastanın gereğinden fazla narkozda kalması, örnek senaryolarında ise olası kast altında hekimin ihmali davranışla kasten öldürme suçunun oluştuğu kabul edilebilecektir.[7] [8]

2. Kasten Yaralama Suçunun İhmali Davranışla İşlenmesi

İhmali davranışla işlenen kasten öldürme suçunda olduğu gibi yaralama suçunda da aynı koşullar aranmaktadır. (TCK m.88/1) Bu kapsama girmeyen kasten yaralamalar hastanın şikayetine bağlıdır.  [9]

İhmal, dikkatsizlik ve özensizlik değildir, hareketin şekli olarak ihmal olması gerekmektedir. İhmalin de kasti olması zorunludur. Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olup olmadığını değerlendirmenin tıp biliminin verilerine göre yapılacaktır.

Hekimin tıbbi müdahalesi ile bu suçun gerçekleşmesinde ihmal, tıbbi hata ve komplikasyon kavramlarının bilinmesi önem arz etmektedir. Bu kavramlar üzerinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu T.16.05.2017, E/K.271-278 sayılı içtihadında ayrıntıları ile bahsedilmektedir. 

Soruşturma Usulü

Hekimin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi kişilerden yani devlet hastanesinde görev yapan devlet memuru olup olmamasına göre soruşturma usulü değişmektedir. 657 Sayılı Kanun’a tabi hekimler için 4483 Sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca amirlerinden soruşturma izni alınması gerekmektedir. Ancak özel hastanelerde veya muayenehanelerinde görev yapan hekimler bakımından doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulabilmektedir. Soruşturma neticesinde ilgili Savcının hekim hakkında kovuşturma başlatması ile Türk Ceza Kanunu ve ilgili mevzuatlar uyarınca yargılamaya geçilmektedir. Ceza yargılamasında görüşünün alınması zorunlu kurum Yüksek Sağlık Şurası’dır. Ancak elbette hakim şura görüşü ile bağlı değildir. Hekim hakkında neticesine uyan eyleminden ilgili ceza verilecektir.

Sonuç

Hekimin cezai sorumluluğu, genel itibariyle hekimin mesleğini icra ederken işlemiş olabileceği suçlardan doğan sorumluluğunu ifade eder. Hekimler pek mühim bir görevi icra etmektedir, bu görev büyük riskler taşımaktadır. Hekim, belirli bir risk taşıyan tıbbi müdahalesinde, mesleğin gerektirdiği dikkat ve özeni göstererek riskin muhtemel sınırları içinde kalmışsa, sorumlu tutulmayacaktır. Ancak Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımlanan bir eylemi görevini ifa ettiği sırada hastası üzerinde tıbbi müdahale şeklinde gerçekleştirirse cezai sorumluluk doğması kaçınılmaz olacaktır. 

 

 

Dicle SEZER

 

 

 

Kaynakça


[1] ERGÜN, M. : Hekimlerin Sorumluluğu, Yetkin Yayınları, 2022 Ankara, s.391-395

[2] DİZDAR, E. : Hekimlerin Cezai Sorumluluğu, Adalet Yayınları, 1. Baskı, 2019 Ankara, s.197

[3] ŞATIR, N. : Hekimlerin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu, Yetkin Yayınları, 2. Baskı, 2018 Ankara, s.439

[4] ŞATIR, N. : Hekimlerin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu, Yetkin Yayınları, 2. Baskı, 2018 Ankara, s.439

[5] COŞKUN İNCE, Ş. : Tıbbi Müdahalelerde Hekimin Ceza Sorumluluğu, 2020, Yüksek Lisans Tezi, İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, s.23

[6] ÖZALP, F. : Hekimin Cezai Sorumluluğu, 2013, Yüksek Lisans Tezi, Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

[7] ERGÜN, M. : Hekimlerin Sorumluluğu, Yetkin Yayınları, 2022 Ankara, s.432

[8] ÜMİT, C. : Hekimlerin Mesleklerinin Uygulanmasından Doğan Ceza Sorumluluğu, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Yıl:8, Sayı:32, 2017, s.220-221

[9] ERGÜN, M. : Hekimlerin Sorumluluğu, Yetkin Yayınları, 2022 Ankara, s.472-473

 

Danışma Hattı : +90 (212) 465 79 50