Top
+90 (212) 465 79 50
Haklı Sebep ile Şirket Ortaklığından Çıkma

Haklı Sebep ile Şirket Ortaklığından Çıkma

25 Mayıs 2022

1. Giriş

Haklı sebep ile şirket ortaklığından çıkma incelenirken Yargıtay kararlarındaki “haklı sebep” olgusunun her somut olay için ayrı ayrı değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Bu değerlendirme, ortaklıktan çıkma davası süresince mahkemeden tedbir istenmesi ve mahkeme tarafından verilen çıkma ilamının niteliği ve icraya konu edilebilmesi hususları ile birlikte makalemizin konusunu oluşturmaktadır.

2. Haklı Sebep Olgusu

Şirket ortağının, ortaklıktan çıkmak için haklı sebeplerin oluştuğunu veya şirket sözleşmesinde kendisine ortaklıktan çıkma hakkının tanındığını ileri sürerek ortaklıktan çıkma davası açması mümkündür. Bu durum, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 638. Maddesinde “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. (…)” şeklinde ifade edilmiştir. “Haklı sebep” olgusu Yargıtay uygulamasında esasen şirketin kötü ve/veya hukuksuz yönetiliyor olması, gayri faal olması, ortaklığın amacının ortadan kalkmış olması, ortaklığı devam ettirmenin kişiden artık beklenemeyecek olması hususlarında toplanmaktadır. Bu anlamda Yargıtay, bir kararında davacı ortağın hukuki olmayan belgeler aracılığıyla şirket banka hesabından davalı ortakların banka hesaplarına para transfer edildiği ve buna dair ödeme planı yapılmadığı, kar dağıtımlarının usulsüzce yapıldığı ve davalı ortaklarca şirketin zararda gösterilerek diğer iştiraklerine para aktarıldığı yönündeki iddialarını kabul ederek davacının ortaklığı devam ettirmesinin kendisinden beklenemeyeceğine ve davacı ortak yönünden şirket ortaklığından çıkmayı talep hakkının doğduğuna hükmetmiştir[1]. Başka bir kararında ise ilk derece mahkemesinin evlilik birliği içinde kurulan şirketin ortaklarının boşanmış olmaları sebebiyle bir araya gelerek karar alamıyor olmalarını ve bu sebeple şirketin boşanma tarihinden beri gayri faal olmasını ortaklıktan çıkma için haklı sebep saydığı kararını onamıştır[2]. Çıkmak isteyen şirket ortağının diğer ortaklarca şirketin faaliyetlerine dâhil edilmemesi, sahte imza ile genel kurul kararı alınması ve hileli davranışlar ile şirketin borca düşürülmesi de Yargıtay tarafından haklı sebep olarak kabul edilmiştir[3]. Böylece, davalı ortakların hileli ve/veya hukuka aykırı davranışlarının bulunmasının yanısıra ortakların arasındaki ilişki ve iletişimin karar almaya mani olacak ölçüde bozulmasının da Yargıtay tarafından ölçü kabul edildiğini söylemek mümkündür.

3. Ayrılan Ortağın Korunması

Çıkma davası devam ederken şirketin malvarlığında azaltıcı işlemler ve devirler yapılması ihtimaline karşı çıkma talebinde bulunan ortak durumunun güvenceye alınması için mahkemeden tedbir talep edebilir. Bu durum TTK’nın 638/2 maddesinde ifade bulmaktadır. Anılan maddeye göre “ (…) Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” Bu halde çıkarılan ortak mahkemeden Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “İhtiyati Tedbir” başlıklı 389 vd. maddeleri uyarınca bu tarz devirleri yasaklayıcı tedbir talebinde bulunabilir[4]. Tedbir talep eden ortak, HMK madde 390 uyarınca talebinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etme yükümlülüğü altındadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi bir kararında davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması talebinin yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği için reddedilmesi gerektiği yönünde karar oluşturmuştur[5]. Kendisinden tedbir talep edilen mahkeme sadece şirketten ayrılmak isteyen ortağın haklarını değil, şirketin devamı için gereken hususları da gözeterek bir haklar dengesi oluşturarak karar verecektir. Buna göre mahkemenin tedbir kararını hakkaniyet ölçüsünde sınırlandırması da mümkündür. İstanbul BAM bu durumu “ (…) davacının durumu teminat altına alınırken diğer yandan şirketin işleyişine de olanak tanınması hem aynı zamanda şirket ortağı olan davacının hem de davalı şirketin zarar görmeyeceği önlemlere başvurulması gerektiği (…)” ifadeleri ile açıklamıştır. Kararın devamında mahkeme şirketin inşaat şirketi olduğunu ve yapılan inşaatların yüksek maliyetler gerektirdiğini, ilk derece mahkemesince bir kısım taşınmazlardaki ihtiyati tedbirin kaldırıldığını, bir kısmındaysa devam ettiğini göz önünde bulundurarak istinaf sebeplerinin yerinde olmadığına karar vermiştir[6]. Bu halde şirketten ayrılan ortak, çıkma davasının devamı boyunca şirkete ait varlıkların azatılarak ayrılma akçesinin ödenmesini güçleştirecek nitelikteki işlemlerinin engellenmesini TTK’nın 638/2 çerçevesinde talep edebilir. Ayrıca, mahkeme tarafından şirkete kayyım atanarak varlık azaltıcı işlemlerin yapılması kayyımın onayına bağlanmasına karar verilmesi de mümkündür[7]. Mahkeme tedbir kararı verirken şirketin iştigal konusunu da değerlendirerek şirket faaliyetlerinin sekteye uğramamasına özen gösterir. HMK madde 397/2 uyarınca aksi belirtilmediği halde ihtiyati tedbir kararı nihai karar kesinleşinceye kadar geçerli olur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi konu ile ilgili “HMK'nın 397/2. maddesi gereğince; ihtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Somut olayda, haciz işlemleri ve şikayet tarihinde alacak davasının reddine dair karar henüz kesinleşmediğinden, ihtiyati tedbir kararının da “dava sonuna kadar” yani nihai karar kesinleşene kadar devam edeceği izahtan varestedir. Zira HMK'nın 397/2. maddesinde belirtilen “aksi belirtilmediği takdirde” ifadesinden anlaşılması gereken, hüküm fıkrasında tedbire dair aksi yönde bir hüküm verilmemesidir” ifadelerini kullanmıştır.[8]

4. Şirket Ortaklığından Çıkma İlamının Niteliği ve İcraya Konu Edilmesi

Haklı sebep ile şirket ortaklığından çıkmaya dair mahkeme kararları inşai niteliktedir. Mahkeme, ortaklıktan çıkmaya dair verdiği inşai kararda ayrılan ortağın ayrılma akçesini de belirler. Ortaklıktan çıkma ilamı inşai nitelikte olduğu için bu kararın ancak kesinleştikten sonra icra edilebilmesi mümkündür. Karar kesinleşmeden ayrılma akçesi alacağı da ilamlı icraya konu edilemez. Aksi halde borçlunun kamu düzenine aykırılık sebebiyle İcra ve İflas Kanunu (İİK) madde 16 uyarınca süresiz şikâyet hakkı doğar. 8. HD. T. 03.03.2016, E. 2014/23274, K. 2016/3803 sayılı (yayınlanmamış) kararında da Yargıtay icra hukuk mahkemesinin bu yöndeki kararını onamıştır: “ (…) TTK 636-644 maddeleri kapsamında çıkma-çıkarılmanın mahkeme kararı ile oluşabileceği halleri de düzenlenmiş olup, yasa metinlerindeki “mahkeme kararı” ibaresi kesinleşmiş karar anlamındadır. Ayrıca, herhangi bir sicile tescili gereken kararların mutlak suretle kesinleşmiş olması da gereklidir.”[9] Yargıtay başka bir kararında ise benzer şekilde “ (…) borçluların limited şirket olduğu, takip dayanağı ilamda şirket ortaklığından çıkarılma ile çıkarılma payı ve kar payı ödenmesine karar verildiği, ilamın kişiler hukukuna ilişkin, kayıt ve sicillerde değişiklik yaratan ilam niteliğinde olduğu anlaşılmakla kesinleşmeden takibe konu edilmesi mümkün değildir.” ifadelerini kullanmıştır.[10]

 

5. Sonuç

Haklı sebep ile şirket ortaklığından çıkma davasında mahkemenin inceleyeceği ilk husus “haklı sebep” olgusudur. “Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkân kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi hususlar” Yargıtay tarafından haklı sebep olarak kabul edilmiştir[11]. Mahkeme, ilk olarak bu haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediğini inceler. Ortaklıktan çıkmak isteyen ortak, ayrılma akçesi alacağının tehlikeye girdiğini yaklaşık olarak ispat ederek şirket malvarlığını muhafaza altına alıcı tedbir talep edebilir. Ancak, ayrılma akçesi alacağının ilamlı icraya konu edilebilmesi için ortaklıktan çıkmaya dair inşai kararın kesinleşmiş olması gerekir.

 

Stj. Av. Aysu Sarı

 

KAYNAKÇA

 (1) YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2019/923 K. 2020/3963 T. 08.10.2020

(2) YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2016/2571 K. 2017/5023 T.  04.10.2017

(3) YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E.  2013/11477 K. 2014/1443 T. 23.01.2014

(4) Prof. Dr. Mustafa TOPALOĞLU ve Dr. Öğr. Üy. Işık ÖZER - Limited Şirketlerde Ayrılma Akçesinin Muacceliyeti ve Ödenmesi

(5) İSTANBUL BAM 13. HUKUK DAİRESİ E. 2018/256 K. /229 T. 21.03.2018

(6) İstanbul BAM 12. HUKUK DAİRESİ E.2018/596 K.2018/876 T.05.07.2018

(7) POROY, Reha / TEKİNALP, Ünal / ÇAMOĞLU, Ersin: Ortaklıklar Hukuku II, 13. Baskı, İstanbul 2017

(8) YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/18239 K. 2017/11125 T. 21.9.2017

(9) TOPALOĞLU, ÖZER, a.g.e, s. 20

(10) YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2019/10942 K.  2020/5968 T. 30.06.2020

(11) YARGITAY 11.HUKUK DAİRESİ E. 2014/18024 K. 2015/12808

 


 

Danışma Hattı : +90 (212) 465 79 50